Asgari Ücret Yönetmeliği’nde, “Asgari ücret: İşçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin gıda konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün koşullarına göre asgari düzeyde karşılamaya yönelik ücrettir” şeklinde tanımlanmaktadır.
BASIN AÇIKLAMASI
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne göre çalışan her kimsenin kendisine ve ailesine insanlık haysiyetine uygun bir yaşayış sağlayan ve gerekirse her türlü sosyal koruma vasıtalarıyla da tamamlanan adil ve elverişli bir ücrete hakkı bulunmaktadır. Ücretin temel insan haklarının güvencesi altında bir sosyal hak niteliğini taşıması, asgari ücretin kaynağını ve temelini oluşturmaktadır.
Anayasamızın “Ücrette Adalet Sağlanması” başlıklı 55 inci maddesinde, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alma konusunda Devlete görev verilmekte ve asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumunun da göz önünde bulundurulması öngörülmektedir.
Asgari Ücret Yönetmeliği’nde, “Asgari ücret: İşçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin gıda konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün koşullarına göre asgari düzeyde karşılamaya yönelik ücrettir” şeklinde tanımlanmaktadır.
Ancak bugünkü asgari ücret ile çalışanların zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde bile olsa, karşılaması mümkün değildir.
Ayrıca, asgari ücretten gelir vergisi, sosyal sigorta ve işsizlik sigortası işçi payı, damga vergisi vb. kesintiler yapılmaktadır. Zaten düşük belirlenen asgari ücretten bir de kesinti yapılmaktadır. Böylece asgari ücret, tespit edildiği andan itibaren yetersiz, çelişkili ve tutarsız olmaktadır.
Asgari ücretin, yönetmelikte tarif edildiği şekilde, zorunlu ihtiyaçları günün koşullarına göre asgari düzeyde karşılamaya yönelik belirlenmelidir. Asgari ücret, çalışanın kendisine ve ailesine insanlık onuruna uygun bir yaşayış sağlayabilecek düzeyde olmalıdır. İşçiye ödenen net asgari ücret, mutlaka açlık sınırının üzerinde olmalıdır. Ücretlilerin vergi yükü de düşürülmelidir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak hazırladığımız “31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”ni bugün TBMM’ne sunuyoruz.
Bu Kanun Teklifi ile, asgari ücretten gelir vergisi alınmaması, bütün çalışanların ücret gelirlerinin asgari ücret kadar kısmının vergi dışı bırakılması ve ücretlilerin vergi yükünün hafifletilmesi amaçlanmaktadır.
Bu Teklifin bir an önce TBMM gündemine alınarak yasalaşmasını diliyoruz.